SEZER ODABAŞIOĞLU (KARİKATÜRİST)
  Röportajlar-Söyleşiler (İnterviews)
 

 



Bugün konuğum, Nasreddin Hoca diyarından öğretmen çizer Sezer Odabaşıoğlu. Çok yönlü bir sanatçı, ama biz onun karikatürle ilgili yönünü sizlerle paylaşacağız. Daha önce yayınlanan "Çizgi Dostları'nda da belirttiğim gibi, bu çalışmalarım yıllar öncesine dayanıyor. Bu sohbet 1996 yılında gerçekleştirildi. Tam 12 yıl önce. Yayınlanması bugüne nasipmiş. Umarım ilgiyle okursunuz.

ABDÜLKADİR USLU: Sevgili dostum, Sezer Odabaşıoğlu kimdir, sorusuyla sohbetimize başlamak istiyorum. İstiyorum ki, okuyucu sizi sizin ağzınızdan tanısın.
SEZER ODABAŞIOĞLU: 1948 yılında Akşehir'de doğdum. Çeşitli sanatsal etkinliklerde bulunan bir öğretmenim. Karikatür çizmeye 1973 yılında başladım. İlk karikatürüm Gırgır Mizah Dergisi'nde yayınlandı. Daha sonraları çok sayıda mizah dergilerinde, ulusal ve uluslararası yarışma, sergi ve albümlerinde yer aldı. Karikatürlerim, başta Tolentino Dünya Karikatür müzesi olmak üzere çeşitli uluslararası karikatür müzelerine alındı. Nasreddin Hoca'nın yaşayan mizahı anısına açtığım, "Gülümsemek Güzelliktir" başlıklı karikatür sergimden dolayı Akşehir ve Buca Belediye Başkanlıkları'ndan "Onur Plaketi"; ayrıca bir karikatürümün satış bedelinin açlıkla mücadele alanında "aç çocuklara yardım" yardım amacıyla kullanılmasın dolayı "Waddingtons Cartoon Awrds" ve "The Cartoonist Club Of Great Britain" tarafından "Onur Sertifikasıyla ödüllendirildim. Birkaç kez resim, şiir, ve çok sayıda karikatür sergileri açtım.Öykü, karikatür dallarında ödüller aldım. "Durakta Çizgi Var" bir karikatür albümüm ve "Tekerleme Mekerleme" başlıklı bir derleme kitabım yayınlandı. Son zamanlarda şarkı sözü de yazmaya başladım. Çok sayıda şarkı sözüm bestelendi. İkisi kaste okundu. Karikatürcüler Derneği, Şair Ve Yazarlar Derneği ve MESAM üyesiyim.
AKU: Sanat anlayışınızı merak ediyorum ve sizce karikatürün, mizahın tanımı nasıl olmalıdır?
SO: Ben sanatı, -özellikle karikatür sanatını- sorunları, yanlışlıkları, tutarsızlıkları ve çelişkileri içeren insanlarla paylaşmak şeklinde değerlendiriyorum.
Karikatür, çelişkileri, çarpıklıkları, tutarsızlıkları ve yanlışlıkları hoşgörüye sığınarak mizahsal bir eleştiriyle ele alan, sayfalar dolusu yazılarak anlatılamayanı birkaç çizgide anlatan güçlü bir anlatım biçimidir, diyorum. Kısacası, karikatür, abartılı mizahsal çizgi sanatıdır.
Her sanatta olduğu gibi karikatür sanatı da belli kalıplar içinde kalamaz. Bu yüzden karikatür de yeni yeni boyutlara, yeni arayışlara açık olmalıdır. Ancak hangi boyutta ve hangi anlayışta olursa olsun, karikatürün kökeninde mizah unsuru ile yergi ve abartı yatmalıdır. Bu bağlamda, yaşamı hafife almak gibi bir düşüncenin ürünü olmamalıdır.
Kaldı ki, sorunlar karşısında gülmek, sağlıklı bir gülme değildir. Bu yüzden güldürü ve düşünce dozunu iyi ayarlamak gerekir, karikatürde.
Toplumdan alınan iletinin, sanatçının yapıtında işlenmesi, olgunlaşması ve tekrar topluma mizahsal bir kimlikle yansımasıdır, mizah.
AKU: Diğer sanat dallrını karikatürden ayıran şey nedir?
SO: Karikatür, toplumdan aldığı iletiyi, çarpıcı ve vurucu bir şekilde, tekrar topluma yansıtandır. Bir anlamda, toplumun, insanların yansımasıdır. Bu nedenle sevildiği kadar ürtüten bir sanattır. Diğer sanatlardan farkı, bazılarını(!) rahatsız edebilmesidir ve bu farklılık karikatürü güçlü yapmaktadır.
AKU: Aynı zamanda, karikatürü tercih edişinizin altında yatan şeyler mi bunlar?
SO: Sorunlar karşısında gücümü kanıtlamak ve diğer insanlarla paylaşmak amacıyla karikatüre ağırlık veriyorum.
AKU: Karikatüre nasıl başladınız? Nereden aklınıza geldi? Herhalde birdenbire ortaya çıkmadı bu yöneliş.
SO: Sorunlara, çarpıklıklara, yanlışlıklara ve tutarsızlara karşı direnmenin tek yolunun mizah olduğunu anladığım yıldan bu yana karikatür çiziyorum. Resim yeteneğimi bu dala yönlendirdim. İyi de oldu. Direncimi, gücümü, karikatür çizmekle ve çizgilerimle insanlara ulaşmakla kanıtlıyorum. Çizgimin amacı, savaşsız, barışcıl ve hoşgörülü yaşanılır bir dünyadır.
AKU: Çalışmalarınızda, bu düzeye gelişinizde size destek olanlar, yardımcı olanlar oldu mu* Nasıl oldu bu iş?
SO: Karikatür sanatı dünyasına girerken kimse elimden tutmadı. Aksine(!) Kimsenin sırtına binmedim. Destek aldığım bir kesim yok. Kimseye verilecek diyetim de yok. Karikatür albümümü bile kendim taksitle bastırdım. Yılmadan özveriyle çalışarak bu noktayı yakaladım. Tek desteğim, sabır, araştırma ve çalışma üçlüsü oldu.
AKU: Elinizden tutan olmamış ama etkilendiniz ustalar vardır herhalde... Çizgi ve espri anlayışınızın olgunlaşmasında yararlandığınız çizerler-çizgiler vardır mutlaka.
SO: İçten ve dıştan beğendiğim pekçok usta karikarikatürcüler var... Etkilendiğimi söyleyemem. Ancak, dar ve kısıtlı olanaklarımla iç ve dış çizerlerin albümlerini alarak çizgilerini tanıma şansını yakaladım. Öykünmeye gitmeden çizgilerimde farklı bir tip yakalamam gerektiğini biliyordum. Ben de karikatüre sevgiyle sarıldım. Sabır, araştırma ve çalışma üçlüsü, çizgime gereken biçemi ve olgunluğu kazandırdı.
  
AKU: Dünya mizahı ile Türk mizahının karşılaştırmasını yapar mısınız? Sizce Türk çizerler dünya mizahının neresindedir?
SO: Toplumdan alınan iletinin, sanatçının yapıtında olgunlaşması ve tekrar mizahsal ileti şeklinde topluma yansıması konumunda olan mizahın dünyada ve Türkiye'de üstlendiği işlev, üç aşağı beş yukarı aynıdır. Bu bağlamda mizahın kamuoyu oluşturmada ve yansıtmadaki gücü, özgürlük ve hoşgörü ortamıyla doğru orantılıdır.
Yasal, siyasal ve toplumsal hoşgörü ortamında ileti veren mizah, ülkelerde görülen toplumsal, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yapılaşmadaki farklılıklardan dolayı, ancak içerik -tema- bakımından bazı farklılıklar gösterebilir.
Ülkemizde görülen karikatürlük olayların çokluğu ve çeşitliliği, Türk karikatürcülerine çeşitlilik, güç ve başarı sağlamıştır.
Dünyanın karikatürleşmemesi için çizen Türk ve dünya çizerleri arasındaki tek fark bu, sanırım.
AKU: İnsan bazen bir şeylerden etkilenir ve hep aklında kalır... Var mı böyle bir karikatür? Aklınıza geldikçe o günkü duyguları yaşarsınız. Bir karikatür var mı?
SO: Çok etkilendiğim, aklıma geldikçe aynı duyguları yaşadığım, karikatürist Beysun Gökçin'e ait bir karikatürdür. Bu karikatür, haklı olarak uluslararası Naseddin Hoca karikatür yarışmalarından birinde büyük ödül almıştı.
Sırtları hedef işaretli, tank üreticisi insanlar.. Savaşları, üretenin de, hedef olanın da insanın kendisi olduğunu yansıtan çarpıcı bir karikatür.
AKU: Karikatürle ilgili ne tür etkinliklere katıldınız? Bunlarla ilgili anılarınız mutlaka vardır... Bunlardan birini bizlerle paylaşır mısınız?
SO: Bugüne kadar bireysel karikatür sergisi açma, kitaplaşma ve karikatür yayımlama etkinliklerim oldu. Bireysel karikatür sergilerimi Türkiye genelinde çeşitli festivallere taşıdım. O kadar çok anım var ki hangi birini anlatayım...
AKU: Karikatür yarışmaları ile ilgili düşünceleriniz nelerdir? sizce olumlu ve olumsuz yanları nelerdir?
SO: Sezar'ın hakkı Sezar'a verildiği sürece yarışmalardan yanayım. Ne var ki, yarışmalardaki ödül dağıtma mantığını henüz çözebilmiş değilim.
Bazen yapıttan çok, sanatçının sosyal, siyasal, ve hatta ülkesel konuma göre, en acısı çalıntı yapıtlara bile ödüllerin verildiğini duyuyor ve basından takip ediyorum. Sanat adına üzülüyorum.
AKU: Bu söylediklerinizin üzerine, yarışmalara katılıyor musunuz, desem biraz garip mi olacak?
SO: Bütün bu söylediklerime karşın, herkesin ayıbı kendinedir, diye düşünüyor ve karikatür sanatı adına, yetişebildiğim sürece yarışmalara katılıyorum.
AKU: Ödül aldığınız oldu mu?
SO: Katıldığım ulusal ve uluslararsı karikatür yarışmalarından, Gabrova-Bulgaristan'dan onur plaketi ve diploması (1997), Pescia-İtalya'dan Ente Provincale Per İl Turismo Pistoia özel ödülü (1984), Ankara-Türkiye'den Denetde mansiyon ödülü (1987), Foligno-İtalya'dan onur plaketi (1987), Foligno-İtalya'dan onur plaketi (1988), Ankara-Türkiye'den TES mansiyon ödülü (1991), Ancona-İtalya'dan Circola Sportivo Dorico özel ödülü (1993), Gazimagusa-KKTC'den Türkiye Karikatürcüler Derneği özel ödülü (1995) aldım.
AKU: Kişisel ya da ortak karikatür sergileriniz oldu mu?.. Amacınıza ulaşabildiniz mi? Sergilerin amacı nedir, sadece ürünlerinizi paylaşmak mıdır?
SO: Bugüne dek altı kez kişisel karikatür sergisi açtım ve değişik yerlere taşıdım. İnsanlara yeterince ulaşmak için yazısız karikatür sergileri açılmalıdır. Çünkü, yazılı  karikatür yayını çoktur. Buna karşın yazısız karikatür yayını azdır. Yazısız karikatürler yalnızca yarışma albümlerinde ve sergi ortamlarında insanlara yansımaktadır. Yazısız karikatür halen günümüzde çember kırma kaygısındadır. Bu bağlamda, açyığım karikatür sergileri amacına ulaşıyor diyebilirim.
AKU: Bugüne kadar karikatürleriniz nerlerde yayınlandı? Mesela, ilk yayınlanan karikatürünüz nerede yayınlanmıştı?
SO: İlk karikatürüm Gırgır Mizah Dergisi'nde yayınlanmıştı. Daha sonraları, Akbaba, Zühtü, Çivi, sanat Rehberi, Yeni Çuval, Tebessüm, Karakare, Öğretmen Dünyası, Zeytin Ülkesinde Sanat, Yeşil Akşehir, Milliyet Sanat, Milli Eğitim, Süzgeç, Karadeniz (Taka), Beşparmak, Damla gibi çok sayıda mizah ve edebiyat dergilerinde yer aldı ve halen almaktadır.
AKU: Albüm, kartpostal, dergi v.b. çalışmalarınız oldu mu? Varsa halen devam edenler var mı? Satın alınabilecek çalışmalarınız için size ulaşılabilecek bir adres verebilir misiniz?
SO: Dar ve kısıtlı olanaklarımla albüm ve kartpostal yayınlama şansını birkaç yıl önce yakalamıştım. Taksitle yayınlatabildiğim ve kendi yayınım olan albümden 20-30 kadar kaldı. Bunları da açtığım sergilerde izleyicilere sunacağım. Günümüzde allbümleşme artık çok zor. Bu konuda destekleyici finansörler ve yayıncılar karikatür yayınlarına pek ilgi göstermiyorlar. Karikatür çemberini bir şekilde kırmalı, ama nasıl?..
AKU: Yurt dışında karikatürle ilgili çalışmalarınız varsa bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Bu çalışmlarınızın sizde bıraktığı olumlu-olumsuz etkiler nelerdir?
SO: Yurt dışındaki karikarikatürle ilgili çalışmalarım, ancak uluslararası karikatür yarışmalarına katılmam şeklindedir. Yurt dışı yayınları, dergileri sanatçıdan büyük rakamlarla abonelik istedikleri için dış dergilere abone olamıyorum. Çizgilerimi gönderemiyorum. Doğal olarak bir olumsuzlukltur bu.
AKU: Karikatür yayınlarını değerlendirebilir misiniz?.. Kitap, dergi, gazete v.b. çalışmaların politik, toplumsal, sanatsal işlevleri nelerdir?
SO: Karikatür yayınları, özellikle yazısız karikatür çizerinin albümleşme sorunu vardır. Acıdır ki, bu sorunun kökeninde parasal yetersizlik, kağıt zamları, geçim kavgasına kendini iyiden iyiye kaptıran kaptırmış alıcı, karikatürcünün albümünü satamama korkusu vardır. Hele hele yayınevleri!.. Satamama korkusu ile değil karikatür albümü, yazın türündeki yapıtları bile yayınlama cesareti gösterememektedirler. Buna karşın, ülkemizde, yaşamı ve sorunları hafife almak gibi bir düşünce ürünü yazılı karikatür yayınları çokça görülmektedir. Ve ben kalıcılık özelliğinden uzak bu tür karikatürlerin asıl işlevlerinden uzak olduklarına inanıyorum.

AKU: Mizah dergilerimizde bir tiraj düşüşü yaşanıyor?.. Bunun nedeni ne olabilir? Mizahsever mi azalıyor yoksa?
SO: Mizah dergilerindeki tiraj düşüşünün nedenlerini şimdiye dek yanıtlamış oldum sanırım... Nedenler aynı.
AKU: Bu dergilerden beğenerek okuduğunuz var mı?
SO: Beğenerek izlediğim mizah dergilerine gelince, bugünlerde Ankara'da yayınlanan KARİKATÜR dergisidir. Karikatür hakkındaki düşüncelerimin bir yansıması konumunda olduğu için bu dergiyi beğeniyor ve bu konuda emeği geçenleri kutluyorum.
AKU: Peki mizah yazarları ve çizerlerinden beğendikleriniz, ilgiyle izledikleriniz?
SO: Mizah ustalarının tümünü beğenerek izliyorum. Mizah yazarlarımızdan usta yazar Muzaffer İzgü, Özdilek Erdem, Savaş Ünlü yapıtlrını izleyebildiğim ve beğendiğim mizah yazarlarıdır.
Ustalar dışında, ahmet Erkanlı, Eray Özbek, Semih Poroy ve erdoğan Karayel beğenerek izlediğim karikatürcülerdir.
AKU: Okuyucunun daha yakından tanıdığı günlük gazete karikatürleriyle ve bant karikatürleriyle ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?
SO: Günlük gazete karikatürü çizmenin bir soluk işi olduğunu kabul etmek gerekir. Solouğunu iyi kullanmak zorunda olan günlük gazete karikatürcüsü güncele bağımlı konumda ve güncelin baskısı altında oldukları için kendi özgürlüklerini yansıtma ortamından uzak olmanın ve belleklerden silinene yapıtlar üretmenin sıkıntılarını yaşamaktadırlar.
Bant karikatürlerini, tek karede verilemeyen iletinin çok karede  veren yapıtlar olarak değerlendiriyorum. 
AKU: Bant karikatürlerin çok daha fazla karelerin bir araya gelmesiyle  de çizgi romanlar oluşuyor. Tabii ki kurguda da farklılık var. Siz çizgi romanlarla ilgili olarak ne söylersiniz?
SO: Çizgi romanların çocuklara özgü bir ürün olarak algılandığı yılların geride kalmasına, artık yetişkinlere de yönelik olarak hazırlanmaya başlanmasına ve dünyada 100 yıllık serüvenini tamamlamasına karşın, çizgi roman, ülkemizde henüz gerçek yerini bulmuş değil.
AKU: Ben yine karikatür çizgisi ağırlıklı bir üründen bahsedelim istiyorum dünyada büyük bir ekonomik pasta olarak da her geçen gün değeri artan çizgi film sektöründen... Çizgi film ile karikatür arasında, sizce bir ilişki kurulabilir mi? Çizgi filmimiz ile ilgili gözlemleriniz nelerdir?
SO: Çizgi film ile karikatür arasında çizgi bağı vardır. Çizgi film görsel iletişim araçlarıyla ileti işlevini gerçekleştiren bir ekip işidir. Karikatür ise tek düşünce ürünüdür.
Çizgi film pahalı ve zahmetli bir çizgisel ve görsel sanat olduğu için, animatörler yapıtlarını pazar bulmada güçlük  çekmekte ve insanlara zor ulaşabilmektedir. Varlıklarını televizyon reklamlarında yok denecek ölçüde sürdüren çizgi film yapımları, ülkemizde durma noktasına gelmiştir ve yeni açılımlar beklemektedir. TV de yerlerini sağlamlaştırdıklarında asıl işlevlerini sürdürecek olan animatörleri, bu zor sanatlarında kutlamak gerekir diyorum.
AKU: Bugün sayıları oldukça artan televizyonların eğlence, güldürü programlarında metin yazarı olarak karikatüristleri görüyoruz... Buna ne dersiniz?
SO: Sayıları oldukça artan televizyonların eğlence ve güldürü programlarında bazı karikatürcülerimizi yazar olarak görmeyi yadırgamıyor ve doğal karşılıyorum. Karikatürcülerimizin bu yeni iletişim ortamında da özgün iletiler verecekleri inancındayım.
AKU: Sohbetimizin sonuna geldik, sizi zor bir soruyla başbaşa bırakacağım. Varsayalım ki elinizde bir sihirli değnek var. Bu değneği kullanarak karikatürle ilgili olarak ne yapardınız? Türkiye'de ve dünyada bu değneği nasıl kullanırdınız?
SO: Olası değil amma neyse...
Elimde böyle bir değnek olsaydı, gittikçe karikatürleşen dünyamızı karikatürleşmekten kurtarırdım. Hoşgörülü ve barışcıl bir dünyanın oluşumu için kullanırdım.
AKU: Sevgili dostum sezer odabaşıoğlu, ilginizden dolayı çok teşekkür ediyorum Bana zaman ayırdınız, fikirlerinizi paylaştınız, sağolun.

SO: Bilhassa ben memnuniyetimi belirtmek isterim. Değer verdiniz, bu değerli çalışmanız içersinde bana da yer ayırdınız. Ben teşekkür ederim.

BİZ DERGİSİ'NDEN ALINMIŞTIR.
SAYI:5 EKİM-2008


KARİKATÜR SANATÇISI
SEZER ODABAŞIOĞLU İLE SÖYLEŞİ
Mehmet Cem YİĞİT-Eğitimci-Şair

Sanat dünyasından, sanat etkinliklerinden tanış olduğumuz karikatür sanatçısı ODABAŞIOĞLU, bu kez, Akşehirİlçe Halk Kütüphanesi sergi salonunda, 1991 Yunus EmreSevgi Yılı'na bağımlı olarak kırk renkli yapıtından oluşan "Sevgi, Barış, Hoşgörü" konulu karikatür segisini 9 mart-23 mart.1991 tarihleri arasında açtı.
Güncelliği üzerinde olan sergiyi dostlarla gezdikten sonra Sezer ODABAŞIOĞLU'na beğendiğimizi, mutlandığımızı söyledik. Söyleşi teklifimizi memnuniyetle kabullendi.Teşekkür ederek ilk sorumu yönelttim. Klasik de olsa sormaktan kendimi alamadım.

MEHMET CEM YİĞİT: Özgeçmişinizi alabilir miyim?
SEZER ODABAŞIOĞLU: 1948 yılında akşehir'de doğdum. Çeşitli sanatsal etkinliklerde bulunan öğretmen sanatçıyım. Şiir, öykü ve güncelerim çeşitli yayın organlarında yayınlandı. 1973 yılından bu yana karikatür çizmekteyim. İlk karikatürüm  "Gırgır" dergisinde yayınlandı. Eserlerim daha sonraları ulusal mizah dergilerinde yer aldı. 1975 "Karikatür", 1976 "Güldüşün", 1980'de "Durakta Çizgi Var", en son "Yunus Emre- Sevgi, Hoşgörü Ve Barış  Karikatürleri Sergisi" ile 4 kez karikatür sergisi açmış bulunmaktayım. Eserlerim iç ve dış karikatür albümleri ve sergilerde yer aldı. Uluslararası karikatür yarışmalarında onur diploma ve plaketleriyle en son 1987'de Devlet Denetim Elemanları Derneği'nin düzenlemiş olduğu karikatür yarışmasında mansiyon aldım. Birer karikatürüm Gabrova ve Tolentino dünya karikatür Müzelerine alındı. "Durakta Çizgi Var" başlıklı bir karikatür albümüm bulunmaktadır.
MCY: Sizce karikatür nedr? Çizerler karikatürlerle neyi vermek isterler?
SO: Karikatür çelişkileri, çarpıklıkları, yanlışlıkları hoşgörüye sığınarak mizahsal bir eleştiri ile ele alan,sayfalar dolusu yazılarak anlatılamayanı birkaç çizgi ile anlatan güçlü bir söyleyiş biçimidir. Aynı zamanda karikatür,çağımızın en etkili, en çarpıcı iletişimlerinden biridir. Çizerler duyarlı ve hassas insanlardır. Sorunları hiç bitmeyen şu dünyamızda bir düşünme, bir söyleyiş biçimi olan karikatürleriyle sorunları diğer insanlarla paylaşmak için çizerler.
MCY: Böylesi güncel sergiyi açmak aklınıza nereden geldi?
SO: Çeşitli yerel mizah dergilerinden "Yunus Emre Sevgi Yılı" sloganları için kapak karikatürleri çizme yolunda istekler alıyordum. Bu arada, Akşehir Halk Kütüphanesi bünyesinde şair arkadaşların katılımlarıyla düzenlenecek olan 9.Mart.1991 "Yunus Emre Günü" etkinliği içersinde kütüphane müdürü Musa Yakut, Yunus Emre ile ilgili olmak üzere, tiyatro, müzik koroları şeklinde günü bütünleyici çalışmaları da gerçekleştirmeyi düşündüğünü vurgulamıştı. Bu olaylar, konu ile ilgili bir sergi açmam gerektiğini gündemleştirdi.
MCY: Neden Yunus Emre?
SO: Unesco, 19991 yılını Yunus Emre'nin engin sevgi felsefesini gündeme getirerek "Yunus Emre Sevgi Yılı" olarak dünya kamuoyuna duyurdu. Yunus Emre bir gönül ve sevgi simgesidir. Sanatçı yapımla Yunus Emre'nin anısına çağdaş bir düşünce ile yaklaşmaya çalıştım.
MCY: Karikatür etkinliklerinde aşırı sabır, disiplinize edilmiş çalışmanın istenmesi görüşüne katılıyor musunuz?
SO: Sorununuz yanıtı, tüm sanat uğraşları için geçerlidir.
MCY: Sizce karikatür alanı küçülüyor, daralıyor mu?
SO: Bence karikatür alanı küçülmüyor, aksine genişliyor. Günden güne çoğalan karikatürist sayısı ve bu karikatürcülerin uluslararası karikatür yarışmalarında çok sayıda ve önemli ödüller almaları bir göstergedir.
MCY: Ödüllü yarışmalar için ne düşünüyorsunuz?
SO: Sezar'ın hakkı Sezar'a verildiği sürece ulusal veya uluslararası karikatür yarışmalarından yanayım. Ama ne var ki, yarışmalardaki ödül mantığını pek kavramış değilim.
MCY: Bu serginizle izleyicilere neyi vermek istiyorsunuz?
SO: Çatışmalar,kavgalar ve savaşlar, barışı; sevgisizlik sevgiyi; hoşgörüsüzlük hoşgörüyü gündeme getirir.Son günlerde de insanlık sevgi, hoşgörü ve barışın tükenişine tanık oluyor. Bu sergimi, bu tükenişe insanların daha duyarlı yaklaşmaları dileğiyle açtım.
MCY: Sizce sevginin tanımı nedir?
SO: Bence sevgi, her şeyden önce kendi kendisiyle barışık olmasıdır. Kendisiyle barışık olmayan insan sevgiyi ve barışı yakalayamaz.
MCY: Gelecek için düşünceleriniz?
SO: Sürekli üretken olmak ve ürettiklerimi diğer insanlarla paylaşmak.
MCY: Sorularımı yanıtladığınız için çok teşekkür eder, çalışmalarınızda göksel, kalıcı başarılar dilerim.
SO: Asıl ben teşekkür ederim.

BEŞPARMAK DERGİSİ'NDEN ALINMIŞTIR.
SAYI: 20 NİSAN-1991



BİR ÇİZER: 
SEZER ODABAŞIOĞLU 
İLE TELE-RÖPORTAJ


AYTÜL AKAL: Alo, Sezer Odabaşıoğlu...
SEZER ODABAŞIOĞLU: Benim.
A.A: Çocuk kitabı çizerlerinin bizi arayıp telefonlarını bildirmelerini ve böylece onlara ulaşabilmemizi sağlamalarını istemiştik. Sağolun, aradınız; kitaplarınızı ve portrenizi gönderdiniz. "Çuval Kütüğü" adlı kitabınızı okumuştum, siz benim "yazar" listemdeydiniz, çizer olduğunuzu bilmiyordum.
SO: Öncelikle karikatürcüyüm. 70'li kuşağın karikatür ustalarındanım. Adım karikatürle duyuldu. Arada yazarlık da yapıyordum ama yazdıklarımın kitaplaşma olasılığı yoktu, biliyorsunuz, kitap yayınlatmak zor iş. Kente yerleşince -yani İzmir'e demek istiyorum- buradaki yazar arkadaşlarla yanıştım, onların yardımı oldu. Yazarlık içimde uhte idi, bir yanardağ gibi patladı. Şimdi kitap resimlesine dönüş yaptım. Karikatürden farklı bir iş, ama zamanla alışıyorum, hatalarımı düzeltiyorum. Ben aynı zamanda şairim de. K Yayınları'na üç dosya verdim. haziranda yayınlanacak.
AA: Başka yazarların kitaplarını da resimliyor musunuz?
SO: Evet. İlhan Soytürk'ün dört çocuk kitabını resimledim. Öykülü boyama kitapları yaptım.
AA: Resim tekniğinizi anlatır mısınız?
SO: Her türlü malzemeyi seviyorum ama ekolin en iyisi dediler, su temasında bile bozulma olasılığı yokmuş, ben de ekolin kullanıyorum.
AA: Hangi okulda eğitim aldınız?
SO: Ben aslında öğretmenim. Akşehir Öğretmen Okulu mezunuyum. Resimde eğitimim yok; araştırma ile kurslarla ve resim kitapları okuyarak tekniği kavrıyorum.
AA: Hiç sergi açtınız mı?
SO: Dört kişisel sergi açtım. Birçok ulusal ve uluslararası karikatür sergilerine katıldım. Eserlerim ulusal ve yerel mizah dergilerinde, yurt içinde ve yurt dışında karikatür albümlerinde yayımlandı. Ayrıca resim ve şiir sergilerim oldu. 12.Nisan-25.Nisan tarihlerinde İzmir Çetin emeç Sanat Galerisi'nde çevre konulu karikatür sergim var, beklerim.
AA: Ödülleriniz var mı?
SO: Uluslararası karikatür yarışmalarında onur plaketim ve diplomalarım var. Nasreddin Hoca'nın yaşayan mizahı anısına açtığım "Gülümsemek güzelliktir" konulu karikatür sergimden dolayı Akşehir ve Buca belediyelerinden "onur plaketi" aldım. Ayrıca bir karikatürümün satış bedelinin aç çocuklara yardım amacıyla kullanılmasından dolayı "Waddingtons Club Of Great Britain" tarafından onur sertifikasıyla onurlandırıldım. bazı karikatürlerim başta Tolentino Dünya Karikatür Müzesi olmak üzere çeşitli dünya karikatür müzelerine alındı. Karikatür dalında iki ulusal bir uluslararası, öykü dalında bir ulusal ödül aldım.
AA: Kitap resimlemeyi seviyor musunuz?
SO: Çok seviyorum, gerçekten çok seviyorum. İnsanı, çocukları seviyorum.
AA: Kitap resimlerken en çok şikayetçi olduğunuz konu nedir?
SO: Hiç ters tepki almadım, ne yapsam kabul ediliyor. U yüzden bir şikayetim yok.
AA: Bugüne kadar toplam kaç kitap resimlediniz?
SO: 50 ye yakın
AA: İlk resimlediğiniz kitap?
SO: Bir boyama kitabı. Top Yayıncılık'tan.
AA: Hangi yıl?
SO: 1999
AA: Yanlış olmasın... 50 kitap dediniz. Ben ilk kitabı sormuştum.
SO: Evet, bir yıl içinde Top Yayıncılık'a 32 kitap hazırladım. Nasreddin Hoca, Keloğlan, hem boyama hem öykü kitapları.
AA: En son resimlediğiniz çocuk kitabı?
SO: "Yeşim İle Kaçak Çocuk". Geçen yıl yayımlanan dört "Eğitici Öyküler Dizisi"ne bu yıl dört kitap daha ekleniyor.
AA: Teşekkürler.

CUMHURİYET KİTAP EKİ'NDEN ALINMIŞTIR.



 

AKŞEHİRLİ BİR KARİKATÜRCÜ İLE 
KISA BİR SÖYLEŞİ

Akşehirli karikatürist Sezer Odabaşıoğlu, “Yunus Emre- Sevgi Hoşgörü Ve Barış Karikatürleri Sergisi” başlığını taşıyan ve 40 renkli karikatürden oluşan sergisini 9.Mart.1991 günü açtı.

Karikatürde sevgiyi mizah dilinde yorumlama ustalığını gösteren sanatçı ile yaptığım söyleşiyi sunuyorum.

ERDOĞAN ÖZBAKIR- Kendiniz hakkında, yaşamınızla ilgili bir bilgi verir misiniz?

SEZER ODABAŞIOĞLU- 1948 yılında Akşehir’de doğdum. Çeşitli sanatsal etkinliklerde bulunan bir öğretmenim. Şiir, öykü ve günlüklerim çeşitli yayın organlarında yayınlandı. Birkaç kez resim ve şiir sergileri açtım.

1973 yılından bu yana karikatür çizmekteyim. Bu sergimle birlikte dört kişisel karikatür sergisi açtım. Birçok ulusal ve uluslar arası karikatür yarışma ve sergilerine katıldım. Eserlerim pek çok ulusal ve yerel mizah dergilerinde, iç ve dış karikatür albümlerinde yer aldı. Uluslar arası karikatür yarışmalarından onur plaketleri ve diplomaları aldım. Dünya karikatür müzelerine eserlerim alındı.

Bir ulusal yarışmada mansiyonla ödüllendirildim. “Durakta Çizgi Var” adlı bir karikatür albümümü yayınladım.halen Konarı Köyü İlkokulu’nda öğretmenliğimi sürdürmekteyim.

EÖ- Sanatın değişik kollarında yeteneğinizi biliyorum, neden diğerlerini değil de karikatürü seçtiniz?

SO- Tüm sanatlarda bir şeylerin diğer insanlarla  paylaşımı söz konusudur. Şiir ve öyküler de yazıyorum. Duygusal yönüm edebiyat, gerçekçi yanım karikatür diyebilirim bu konuda. Gerçekçi yanım daha baskın sanırım. Bu yüzden karikatür sanatına ağırlık verdim.

EÖ- Eserlerinizde daha çok kara mizah türünde eleştiri ve mizah anlayışı var. Bu tür çalışmaların Türk toplumunda yalnızca elit bir kesime, entelektüellere hitap ettiğini düşünür müsünüz?

SO- Karikatürlerimde gülünüp geçilsin amacını güden bir tavır yok. Yaşamı hafife almak gibi bir düşünceye sahip değilim. Sorunlar karşısında gülmek sağlıklı bir gülme değildir. Entelektüellere hitap ettiğim düşüncesinde de değilim. Bu sergime gösterilen ilginin daha çok  entel olmayanlardan gelmesi bir kanıttır. Her yaş ve eğitimdeki insanların sergimi izlemesi, karikatürlerimi yorumlaması pek farklı değil, gözlemlediğime göre.

EÖ- Toplumsal mesajlarınızı verirken tezatları vurgulamak, güldürmekten çok düşündürmeyi hedeflemek sizin özelliklerinizden sayılır. Güldürme dozunu zamana mı bırakıyorsunuz?

SO- Karikatür çağımızın en etkili, en çarpıcı iletişimlerinden biridir. “Güldürürken düşündüren, düşündürürken güldüren bir çizi sanatıdır,” tanımı, karikatür sanatı için benimsenmiştir. Karikatürlerimde her iki unsur da vardır. Güldürü ve düşünce dozunu ayarlama gibi bir kaygım yok. Çünkü, karikatürün kökeninde, mizah unsuru ile yergi yatar, abartı yatar.

EÖ- Sanatçıyı öğretmene benzetirim. “O kendi kendine yanarken  etrafı aydınlatan muma benzer.” Siz aynı zamanda bir öğretmensiniz. Bu iki toplumsal görevi yürütürken daha çok hızlı eriyor musunuz?

SO- Ben bu konuda, her iki toplumsal görevde de erime yerine çoğaldığımı söyleyebilirim. Bir şeyleri insanlarla paylaşma şansına sahip olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

EÖ- Yaşınız: 42. Şu ana kadar hedeflediğiniz noktanın neresine geldiniz? Sanatsal yaşamınızın bundan sonraki bölümünde hangi hedeflere ulaşmak amacındasınız?

SO- Kuşağımın ustaları arasındayım. Yaş 42 ve karikatür sanatında “Genç Kuşak” çizerleri içindeyim. Dünya karikatür sanatı literatüründe imzam var. Hedef yakalandı bence. Bundan sonraki hedefim, sürekli üretken olmak, çizmek ve çizdiklerimi insanlarla paylaşmak. Bundan güzelini düşünemiyorum.

EÖ- Amatör bir sanatçının çileleri nelerdir? Destek aldığınız bir kesim var mı?

SO- Amatör bir sanatçının ruhen olmasından söz ediyorsunuz sanırım. Seksenli yıllardan bu yana ustalığım elli kuşak ustaları tarafından vurgulanmıştır. Sanat yapmak bir vefa, bir sevgi işidir. Fedakarlık ister. Çileli bir yaşamdır sanat. Kentimde karikatüre sayfalarını açacak bir yayın organı yoktur. Karikatür yayınına kapalı bir kentte karikatür sanatçısı olmanın sancısını duymaktayım. Bu yüzden, kent insanım beni pek az tanıyor. Türkiye ve dünya karikatür sanatı topluluğu tanıyor, kent insanım tanımıyor. Bu da beni üzüyor, tabii. Destek aldığım bir kesim yok. Karikatür sanatı dünyasına girerken kimse elimden tutmadı. Aksine(!..) Kimsenin sırtına tırmanmadım. Karikatür albümümü bile kendim taksitle bastırdım. Yılmadan özveri ile çalışarak bu hedefi yakaladım. Tek desteğim sabır, araştırma ve çalışma üçlüsü oldu.

EÖ- İstanbul basınından uzaktaki bir sanatçının toplumun daha geniş bir kesimine ulaşma şansı var mıdır? Bu çemberi kırabilmek için hangi çabaları harcıyorsunuz?

SO- İstanbul ve diğer illerdeki yayın organlarında imzam görülür. Çember kırma gibi bir kaygım da yok. Toplumun  ve dünyanın geniş kesimine yeterince ulaşıyorum. Çember kırma çabaları, yazısız karikatür türü için söz konusudur. Yazılı karikatür yayını çoktur. Buna karşın yazısız karikatür yayını azdır. Yazısız karikatürlere yalnız albümlerde ve sergi olaylarında görmek mümkündür. Bu da yazısız karikatür için büyük bir eksikliktir, doğal olarak.

EÖ- Bugüne kadarki çalışmalarını takdirle izliyorum. Yarının size daha büyük başarılar getirmesini dilerim.

SO- Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.

 

AKŞEHİR-PERVASIZ GAZETESİ’NDEN ALINMIŞTIR.

 

 

 

 
  Toplam 72221 ziyaretçi kişi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
WEB TASARIM: SEZER ODABAŞIOĞLU